Cuma, 16 Temmuz 2010 10:34

Üretimi Paylaşarak Büyümek

Öğeyi Oyla
(0 oy)
Gelişmiş ülkeler temel ihtiyaçlarını karşılamış artık yüksek bilgi ve teknolojinin peşinden koşmaktadır. Bu ülkelerde sermaye birikimi ile yönetim bilgi ve tecrübesi üst düzeye ulaşmakta , işgücü ihtiyacı emek yoğundan bilgi yoğuna kaymaktadır. Buralarda üretime girdi sağlamak için emeğini yoğun olarak kullanan eleman sayısı azalmakta; teknoloji geliştirmiş, altyapı ve tecrübe biriktirmiş şirketler ulaştıkları zirvelerde eleman bulamadıkları için kapasite artışında zorlanmaktadır.
Gelişmekte olan ülkelerde ise gelişmiş olanların aksine sermaye birikimi ile yönetim bilgi ve tecrübesi hala sınırlı seviyededir. Buralarda gelişimi idame ettirmek için çözülmesi gereken en önemli konu katma değer yaratacak üretimin artırılmasıdır. Üretimin artması için öncelikle iç tüketimin artması, iç tüketimin artması için de istihdamın ve bunun sonucu olarak da milli gelirin yükseltilmesi gerekir. Milli geliri yükseltmek ihracata, ihracat uluslararası piyasalarda kabul görmüş ürüne, ürünü kabul ettirmek de markaya bağlıdır. Marka yaratmak sabır, çaba ve alt yapı gerektirir. Gelişmekte olan ülkelerin marka yaratmış ülkeler ile ortak çalışmalar yapması startejilerinin birinci adımını oluşturur.
Üretimde paylaşıma gidilerek gelişmiş ülkelerin alt yapısı ile gelişmekte olanların iş gücünü birbirine entegre etmesi ekonomik büyümenin global ölçüde sürdürülebilmesi için önem taşımakta ve dünyanın dört tarafında hızla artmaktadır. Artık ürünlerin nerede kimin tarafafından üretildiğinden çok markasının ne olduğu sorgulanmaktadır.
Gelişmiş ülkeler alt yapılarını kullanarak satışlarını yaygınlaştırmak için diğer pazarların ihtiyaçlarını anlayıp uygun ürünler tasarlamak zorundadır. Dünyanın değişik noktalarında satılacak ürünün geliştirilmesi ne kadar önemliyse bu ürünlerin farklı tüketici davranışlarına göre pazarlanması da o derece önemlidir.
Ürününe farklı pazar arayanlar için inovasyon ve pazarlama olmazsa olmazları oluştururken diğerleri de bu firmaları yatırıma ikna etmeye çalışmaktadırlar. Bir yatırımcının bilmediği bir ortamda yatırım yapması için öncelikle ihtiyacın sürdürülebilir, ortamın da güvenli olduğuna inanması gerekir. Zira yabancı bir ülkede para bağlamak için gelirini garanti edilmesi öncelikli hedeftir. Gelişmekte olan ülke hükümetleri yatırımcılar için alt yapı hazırlayarak çeşitli teşvik ve destekler vermek zorundadır. Aksi takdirde kaygan zemine yerleşmek istemeyen yatırımcı daha güvenli bir limanı seçecektir.
Diğer yandan yatırımcının yatırım kararını etkileyen en önemli konulardan biri de nitelikli iş gücüdür. Gelişmekte olan ülkelerde iş gücü ağır şartlar altında çalışmaya hazır olmasına rağmen verimliği düşüktür. Verimlilik artışı için eğitim, eğitim için de irade ve bütçe gerekir. Dolayısıyla yatırımcı çekmek isteyen ülke nitelikli iş gücü yaratmak zorundadır.
Yabancı yatırımcıyı çeken ülke zaman içerisinde yaptığı ortaklıklar sayesinde gelişmiş ülkelerde birikmiş bilgi ve teknolojiyi absorbe ederek bunu daha da ileriye götürme şansını yakalar. Böylelikle marka yaratma potansiyelini kazanır. Marka yaratma potansiyeline sahip şirket gelişmekte olan diğerlerine yatırım transferine başlar. Global marka sayını arttırma peşinde olan ülke hükümeti de şirketini yaban ellerde destekler. Zira bu sadece firmanın değil ülkenin başarısıdır.
Yakın zamana kadar iç piyasalarını gümrük duvarları ile korumaya çalışan ülkeler artık sınırları kaldırıp ticareti serbest hale getirmektedir. Yapılan anlaşmalar ile ülkeler arasında ticaret özendirilmekte, buna bağlı olarak da yatırımcılar ülkelerinden çıkarak farklı ülkerde yatırıma teşvik edilmektedir.
Artık oyun sadece şirketler arasında değildir. Ülkelerin sivil toplum kuruluşları, politikacıları, büyükelçileri ekonomik ilişklerin geliştirilmesi için çalışmalar yaparak dış ticareti arttırmaya gayret etmekte ve milli markaların satışını desteklemektedir. Bugün Amerika ve Avrupa’daki tüketiciler Türkiye’de üretilen ürünü kullanmakta, Türk şirketleri de dünya üzerindeki pazar paylarını arttırmaya çalışmaktadır.
Bundan böyle rekabetçi ürünü ve yeterli yönetim tecrübesi olan şirketler olabildiğince yabancı pazarlara gidecek; inovasyon ve pazarlama yeteneklerini kullanarak yöresel iş gücüyle üretip, satıp globalleşecektir.
Global şirkete sahip olmak da gelişmiş ülke olmak için en önemli kriter olacaktır.
Okunma 1701 defa

Yorum Ekle

Arama

Ayhan Dayoğlu’nun “Potansiyelini Kullan / Servis Yöneticisinin Başarı Rehberi” isimli kitabı OYDER (Otomotiv Yetkili Satıcılar Derneği) tarafından yayınlandı.

Potansiyelini Kullan Yayınlandı

Son Eklenen Video

Son Haberler